5.05.2011

Bazen çok korkuyorum.

Çirkin görünmekten, aptal bir izlenim yaratmaktan, başarısız olmaktan korkuyorum.
Ama ben başka şeylerden de korkuyorum.
Yarından korkuyorum, gelecekten korkuyorum, olabileceklerden korkuyorum...

Irk fark etmez, din fark etmez...sonuçta hepimiz insanız... Ama savaşlardan korkuyorum.
Ama savaşlardan, anlaşmazlıklardan, liderlerin atışmasından hâlâ korkuyorum, zihnimde bir senaryo oluşuyor, içimi kemiriyor, beni kurutuyor.

Hep böyleydim. Hep kuruntuluydum.

Ama senaryolarımın birer birer gerçekleşmeye başlayacağını da beklemezdim hiç.

Ama gerçek bu...Ben senaryolarımdan da çok korkuyorum.


-Grenouille.

4.27.2011

Corci


Canım yanıyor beybi.

Hem de çok feci. En son uzama dönemimde yaşadım ben bu acıları... İki saat boyunca "corci" ayakkabılarımın üzerinde dikilmek pek de akıllıca bir eylem değilmiş, bunu anladım.

ödevim var yuaaa!!!!

-Grenouille.

4.21.2011

Aymbekbeybi

Uzun süredir yoktum... Gerçi şimdilik beni takan yok ama olsun.
Alın, seve seve boyayın; bu aralar hayatım pek bir siyah şahsen.
Öptüm falan.

-Grenouille.

2.26.2011



Kardeşim "Halkalı Şeker" şarkısına yeni bi yorum getirdi:

Avrupalı Şeker

2.24.2011

This Is...



İlk duyduğumda pek sevmedim; Barbra'nın şarkı söylediği yok, şarkının sanatçısı o görünüyo diye.
Hâlâ bunun tuhaf bi durum olduğunu düşünsem de... her gün sınıfta 40 posta bağıra bağıra söylediğim için... artık hoşuma gidiyo yani :D

2.08.2011

-"Yazar"ın eş anlamlısı var mı?
+"Yazar" mı?.... Yok herhalde yaa...
-Evet yani yok.
.........
-E, peki zıt anlamlısı var mı?
+.... Yazmayan? ahahahahahhahaha!
-Ha-ha. -.-

2.06.2011

I Believe I Could Fly...

Bazen acaba çok mu tuhafım diye düşünüyorum.

Arkadaşım "polonya"yı "poponya" diye yazmış yanlışlıkla.
Ve ben gerçekten de Poponya'nın varlığına inanıp mutlu olmuştum. Sonra gerçekler suratıma gaz çıkardı:
Poponya asla var olmamıştı!

Kendimi gerçekten de ilk kez bu kadar tuhaf hissettim: ama cidden tuhaf "olduğumu" hissettim; şahıs olarak yani...


Kendisinden pek emin değil,
-Grenouille.

1.30.2011

Tamam... beni arayan olursa ölüyor olacağım...

İyi ki bi tatile girdik.

Ya kısacık bi tatile -tam 14 gün- tonlarca görev yükleyen öğretmenlerimin zoru ne gerçekten kavrayamıyorum!
Abi, bi dönem boyunca taktım canımı dişime, çok afedersin ama kıçımı yırttım resmen. Her hafta en az bi tane sınav oldum; sayısız ağlama krizi geçirdim; uykusuz kaldım; psikolojim ağır bi biçimde bozuldu, boş zamanlarımda -ki inan bana dostum, gerçekten de çok nadir olan bi şeydi bu- kendimi kene'nin yerine koydum, "spoon!!!" nidaları attım kendi kendime; hayali bir arkadaşın eşiğinden döndüm ve pek çok da halisünasyon gördüm...

Şimdi bu kadar şeyin üzerine yapılacakları sayıyorum(tabii ki açıklama/ayrıntı falan vermeyeceğim):

1. Suç ve Ceza okunacak; olay örgüsü benzeri bir şey hazırlanacak
2. Fransızca bir kitap bitirilecek ve hakkında tonlarca inceleme, maket vb yapılacak
3. İngilizce bir kitap okunacak-tamam, kabul ediyorum bu o kadar da zorlayıcı değil, ama çok aşırı duygusal bi kitap ve psikolojimi nasıl sarsacağını şimdiden biliyorum
4.Saçma sapan bir coğrafya ödevi hazırlanacak-ki biliyorum ki istediğim kadar güzel olsun, kadın bana 85'ten yüksek vermeyecektir.
5. Tüm dönemin derslerinin iyi bir tekrarı yapılacak

Ey insafsızlar, hiç mi acımadınız yaa, hiç mi düşünmediniz "Bu çocuklar n'apar ne eder onca yorgunluğun üzerine bu kadar sorumlulukla?" diye?! Tüm dönem burnumuzdan kan aldınız resmen ya, neyinize yetmiyo? Normalde bi projeyi bile 1 ayda çıkartıyoruz biz, iki haftada ne halt yiyeceğiz sorarım? Bi de pişkin pişkin "İlk dersime istiyorum" diyip sırıtmıyolar mı, diyorum ki "Yemişim disiplinini, kalk çak bi tane ayağınla şöyle, uçsun gitsin, 41 numara ayaklarına güvenmiceksin de kime güveneceksin?". Ama tabii ki sadece sözlerde, düşüncelerde kalıyo bu... Bi gün cesaretimi toplamayı bekliyorum...

Bu kadarını değil tek başıma, Banu Alkan gelse Atek'le bile kaldıramam.

Patlamak üzere olan,
-Grenouille.